Browse By

TEMMUZ SAYISI AÇILIŞ

Temmuz/Salgın/Sıcak/Şanlı Direniş İkinci sayımızla karşınızdayız. Yeni isimlerle genişlemiş taze bir heyecan var üstümüzde. Ökkeş’in Heybesi, duyguları kıyıya vurmuş, fotoğraf karesine girememiş, kendi hikayesiyle yürüyen insanların dergisidir. Allah’a karşı boyunları bükük, mazlumun omuzunda elleri, zalimin yüzüne okunu fırlatacak yay gibi gergindir. Temmuz ayında bunlar düştü dilimize.

FATİN RÜŞTÜ ZORLU ÜZERİNE

           Tarihi olayları ve kişilikleri değerlendirirken zamanın şartlarına bakmak en önemli kıstas olması gerekir. Tabi belge de önemlidir. Bizde genellikle konunun uzmanları ve meraklıları hariç tarihi olaylar ve kişilikler hamaset ve sloganvari cümleler ile anlatılır. Özellikle tarihi kişileri herkes meşrebine göre

AŞK

Coşkun nehirler gibi çağlıyorsa aşk, Kalmasın kalplerde; taşsın, bendini aşsın. Sulasın, kuraklıktan çatlamış vicdanları. Taşsın, dağlara, taşlara vursun. Ovayı, bayırı; yeşertsin dört bir yanı. Uçsuz bucaksız umut deryalarına varsın. Sonra büyüsün okyanuslarda dalga dalga, Canından can katsın bütün doğaya. Belki solmaktan kurtarır bir çiçeği, Belki

BU GECE

Zemheriden kalma bir rüzgâr esti Bir lahza umudu astı bu gece Az geldi suyuna kırıldı testi Haykırdı kalemden kustu bu gece Kaldırımlar dile geldi konuştu Çığlıkları efkârıma dönüştü Karanlıktan bir düşünce yanaştı Gönlüm ikrarına küstü bu gece Mızraklandı dilim hedef gütmedi İsyanım nefsimden öte gitmedi

MEHTABINDIR MENZİLİM

Bulutların Bağrından inen yağmurlar boyu İliğime İşleyen aşkını mezk edeyim. Rûzigârın Râhına revân olup ansızın Sahiline Savrulup, hücremi terk edeyim. Âşina Eyle dildâr, canlar yakan hüsnüne, Nâzende Nigâhını dil-i zârıma çevir, Âteş-i Sûzan ile derd-i aşkına düşüp, Sahrâ İklimlerinde, Leylâ’yı gözleyeyim. Işıklandır Kasvetli, puslu gecelerimi

BİR TEMMUZDU

            “Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden Senin de destanını okuyalım ezberden”  Gecelerin gebe olduğunu söylerdi büyüklerimiz de genç aklımızla gülerdik. Zaman mefhumu, hayatımızdaki yerini sağlamlaştırdığında iman ettik kaderle uçan kuşlara ve vakte. Günahları, kusurları örtmede gece gibi olan insanların

MEZARLIKTA BİR KAYISI AĞACI

Cennete uçan melek annelerin aziz hatırasına…. Pencerenin kenarında dertop edilip savrulmuş, işi bitince atılmış bir battaniye vaziyetinde toprağı kucaklayan yağmur damlalarını saymaya çalışırken gözüm aniden masanın bir köşesinde duran ve çerçevesi bir parmak toz kalınlığındaki fotoğrafa takıldı. Fotoğraf eskiydi, çerçevesi de öyle. Epey zamandır temizlenmediğini,

TAKDİR-İ İLAHİ TEDBİR GEREKİR

Korona öldürmez(!) Allah öldürür! Takdir-i ilahi… tedbir gerekir. Uzlete hicran’a sabır ederse, Şifa bulur binler yüzler güldürür. Yarasa mı sebep(!) belki ihtimal!? Neden yoktu evvel (!) … sormak gerekir?.. Azami ihtimam edersek eğer, Nizam’a iltizam yüzler güldürür. Bir plan, proje?!.. Neden olmasın?.. Şüpheli dikkate almak

UFAK BİR ŞEHRİN UFUKTAN GÖRÜNÜŞ MİSALİ

      I. gün doğmadı henüz hayallerim kırık düşlerim paramparça karanlıklar değil bana sana bile karanlık kaldı ki aydınlık olsun sokaklar ayak izimle büyüyor adını ezberliyor kalemim ve durmadan yazıyor lambalar güneşten sıcak bu gece de yanıyorum onlara ilk günkü gibi dokunarak onu heceliyor