Browse By

Mektup

Efendim! Bilseniz sizi ne kadar özledim. Bir ben değil, sizi tanıyıp bilen, hatıralarınızı dilden dile dinleyen hemen herkes özledi. Ne de çok hayır şahitleri biriktirmişsiniz güzel insan. Hatıralarınız ve atasözü olmaya aday sözleriniz köyümüzün sınırlarını çoktan aştı. Farklı şehirlere ve ülkelere taşınanlar sizden alabildiklerini de

Gavur Çiğdemi

Evlerin ıssızlaştığı, nüfusun azaldığı, büyük-şehre çalışmaya giden oğlanların ve başka yerlere gelin olmuş kızların bir daha pek uğramadığı bir köy burası. Ekili araziler azalmış, koyun ve sığır sürülerinin zahmetine katlanan ailelerin sayısı bir elin parmaklarından daha az. Tarlaların bitiminde başlayan alçak tepeler, tepelerde top top

İKİZ ACI

Yine bir kuş uçtu cennete… Kanat sesleri merhamet dolu yüreklerde duyuldu. Öyle içten bir çırpınıştı ki gözyaşlarını sel eyledi. Birkaç yıl pervaneler gibi çırpınıp duruyordu Sonunda uçup gitti işte ardında binbir yas bırakarak Bize düşen sabır bize düşen metanet… Belki bizler böyle hüzünlenip ağlarken gülümsüyordur

EYLÜL AÇILIŞ

Sonbaharın ayak sesleri Bir eylül hüznüyle merhaba, Ökkeş’in Heybesi, hem başladığı günden bugüne omuz veren kalemlerle hem de aramıza yeni katılan yazar-şairlerle yoluna devam ediyor. Eylül, hem sonbaharın hem de yüreği solgun insanların en hüzünlü ayıdır. Ya da hüzünlenmek için bahaneler mi arar eylülde söz

KİMLER HATIRLAR

Bir gün ölürsem beni kimler hatırlar Mezarımın başında bana kimler ağlar Belki ismim yazılırsa mezarımın taşına Elbet beni hatırlayan biri çıkar karşıma Belki de bir köşede terkedilmiş olurum Gönüllerden çıkmış unutulmuş olurum Bu son fasıldır artık bu son yolculuğum Ben sadece bu hanın bir garip

HAYAT DEDİĞİN

Kış dediğin, Eksilerde olması ısının Gözlerdeki yaşların donması. Bir şubat soğuğunda, Hükümranlığı adeta buzun. Bahar dediğin, Bir yağmur damlasının Her gökkuşağı sonrası Bürünmesi yedi rengine aşkın Gönlün vuslata ermesi Dallarının yeşermesi Nisandan önce gelmesi temmuzun. Aşk dediğin, Eskilerde kalması yasının Dallarına kuşların konması, Yeniden! Her

İMAMESİZ TESPİH

Vakti evvelinden doğan güneş gibiyim. Hani ben doğdum da bütün canlılar uyanmayı unuttu. Bu ne derin bir yalnızlıktır? Gece gönülsüz terk etti sokakları ve tüm suçlular gün yüzüne çıktı. Bütün dengeler altüst oldu ve erken kalkan yol alamadı! Bu sabah tam da böyle oldu. Çocuk

MEVSİM VE İNSAN

Tabiatın mevsim döngüsü ve bu döngü içerisinde doğanın evrilmeleri en çok insanın ömür serüvenine benzetilse yeridir. Bütün kainatı kıpırdandıran ilkbahar doğum ayıdır; Yüklü bulutlardan usul usul inmeye başlayan yağmurlar hızlanır, çoğalır. Nihayet tohumlar toprağı çatlatıp başlarını yeryüzüne uzatırlar ve gün ışığından kamaşan gözlerini oğuşturarak şaşkın/tedirgin

YAZARIN YOLCULUĞU KISA ÖYKÜ

Ben kısa öykü yazıyorum, kısa öykü okuyorum. Yaşadığımız çağda dünyanın her yerinde kısa öykünün yükselişte olduğu söyleniyor. Bunun sebebi belki insanların uzun metinleri okuyacak zamanlarının olmaması belki de uzun süre dikkatlerini verememeleri. Benim yazmak ne kadar ilgimi çekiyorsa yazarın yolculuğu da o kadar ilgimi çekiyor.