Browse By

Category Archives: DİĞER

YAKAZA

Yollar tertemiz ve tertipli. Yolların iki tarafında ve orta kaldırımdaki çimenlikte onlarca tonlu rengârenk güller ve çiçekler. Bu masum güzellikler, doyumsuz kokularını atmosfere cömertçe yayıyor. Üstelik herkes bunları dalında seviyor ve hiç kimse kopartmıyor; üstelik sevgililer için bir adet kopartmaya izin verildiği halde. Güllerin, çiçeklerin

ÖNDEN GİDEN BİR ÖMER

Akşam saat 20.00 da görevi teslim alıp, araç ile büroya uğramadan şöyle bir bölgede gezindikten sonra büroya geçtik. Herhangi bir olumsuzluk yok gibi görünüyordu. Yazmamız gereken bazı evraklar vardı. 3 kişiydik. Diğer iki arkadaşım namaz kılmak için aşağıdaki mescide indiler. Ben ise ekip olarak yazmamız

GÖZLERİN

Bir kor düştü gözlerinden Gözlerinde döndü devran Leyl ile sabah Gözlerinde kilitlendi Gözlerinden bir an düştü Zaman ve mekan sonsuzluğu tattı Derununda gözlerinin Gökyüzü görklü nazarında Serpildi kalbimize Gözlerinden inci ve mercan düştü Puslu havada yer yer ağartılar Gözlerin aranırken ara sokaklarda Gözlerinden gözlerime iki

GÜZEL ÜLKEM

Dolaştım yurdumu baştan aşağı Rengarenk açılmış gülleri gördüm… Toros Palandöken ve Uludağ’ı Gülleri andıran illeri gördüm… Gönüller fetheden dilleri gördüm… Kıvrım kıvrım akan coşkun ırmağı Adana’da karpuz İzmir’de bağı Konya’da tahılı Muş’ta kabağı Sivas’ta konuşan telleri gördüm… Gönüller fetheden dilleri gördüm… Erzurum’da bar’ı yiğit Dadaş’ı

VURGUN DENİZDE OLUR

gün gün dökünce yapraklarını dünya aylar yıllar bir kere görünmez olur kara insanlar hep, etrafı sarınca kanatlar kırılır, hayatlar vurulur hani yorgunluk öldürürdü insanı hani yolculuk sonsuzluğa varmazdı hani senin fikrine dünya yansındı her insan elbet kaderinden vurulur   Enes GÜRBÜZ

AĞUSTOS AÇILIŞ

Sustukça büyüyenleri haykırmak için Ağustos Muştusu Ökkeş’in Heybesi bu ayki muştusuyla karşınızda. Soframıza oturup gönül çıkınındakileri bizle paylaşan dostları ağırlamanın heyecanı üzerimizde. Bize omuz verenlere, çorbada tuzu bulunanlara, emek verenlere, teveccüh gösterip takip eden okurlarımıza teşekkürü borç biliriz. *** Dudak çatlatan, susuzluğu arttıran, kalp çarptıran

KÖYÜMÜN BİR GÜNÜ 1968

      İlkin horozlar öter köyümde art arda. Horoz bir tane olmaz, çilli horoz, ibikli horoz, kırmızı horoz sadece bir kaçı. Horozların ötüşüyle çapaklanan gözlerimi yer yatağındaki yün yorganın altında açtığımda ıdırık kapıdan gelen su satırlarının sesi yankılanır kulaklarımda. Daha anamı görmeden bacadan yekinen,

HUZURUN BAŞKENTİNDE HİSSEDİLENDİR

Kalabalığın hınca hınç Sessizliğin had safhada olduğu bir yerdeyim İçeri girişimle birlikte Suskunluklarıyla çok şey anlatanların karşıladığı Kuş cıvıltılarıyla, Çiçeklerin ve ağaçların dallarıyla Babamın toprak kokusuyla sessizce selamlaması Benim içimin kanayarak baba deyişim Ve tekrar toprak kokusu Derdimi anlatışım İçimin kan ağlaması Her şeyime rağmen

İÇİMDE

Cümle alem hakir görsünler beni Gören gözler için sır var içimde Sözüme aldanıp sorsunlar beni Bismillah’la gören kör var içimde Kavgam var ezelden “Vicdan Kadıyla” Öte dur der bana dünya tadıyla Her işine başla Allah adıyla Ele kolay bana zor var içimde Sorun bak aynaya