Browse By

FATİN RÜŞTÜ ZORLU ÜZERİNE

           Tarihi olayları ve kişilikleri değerlendirirken zamanın şartlarına bakmak en önemli kıstas olması
gerekir. Tabi belge de önemlidir. Bizde genellikle konunun uzmanları ve meraklıları hariç tarihi olaylar ve
kişilikler hamaset ve sloganvari cümleler ile anlatılır. Özellikle tarihi kişileri herkes meşrebine göre mitolojik bir efsaneye dönüştürürler. Ama bu nasıl yaşamıştır, ne yapmıştır, yaptığını hangi maksat ve amaç, gaye için yapmıştır. Bu durum geniş kapsamlı olarak pek bilinmez. Genel olarak herkesin ağzında bir slogan vardır. Konumuza gelecek olursak: Türk siyaset tarihinin en önemli kırılma noktalarından 27 Mayıs 1960 darbesi sonrası genelde Adnan Menderes ve iki bakanı idam edildi olarak bilinir. Bakanların ismi bile pek bilinmez. Ama hamaseti o darbeye taraf olmayan kimseler tarafından çok güzel yapılır. Bu darbe neden, nasıl, niye olmuştur başbakan ve iki bakanı neden asılmıştır, Yassıada Mahkemelerinde ve zindanlarında neler yaşanmıştır pek bilinmez.Mesela darbeden hemen sonra götürüldüğü binanın penceresinden aşağıya atılan, cesedi bir el arabası ile çöpe atılıp intihar etti denilen İçişleri Bakanı Namık Gedik. Yada Evini satarak kendisinin de savaştığı Çanakkale Savaşında Alçıtepe mevkiinde anıt yaptıran eski Genelkurmay Başkanlarından Nuri Yamut Paşanın ne tür işkencelerle hayatını kaybettiği pek bilinmez. Adnan Menderes ismi memlekette hemen herkes
tarafından bilinir de diğer iki Bakan kimdir pek bilinmez. İşte bu pek bilinmeyen bakanlardan daha fazla
bilineni Fatin Rüştü Zorlu’dur. Peki kimdir Fatin Rüştü Zorlu? Ne yapmış, nasıl yaşamış ve ölmüştür? 1910 yılında İstanbul’da doğar. Babası Sultan Abdulhamit’e yakınlığı ve sadakati ile bilinen ve bu yüzden Padişahın tahttan indirilmesi ile Midilli Adasına sürgüne gönderilen ve Abdulhamit’e yakın olan isimlerin devlet hayatından uzaklaştırılması prensibi Cumhuriyet kurulduktan sonrada devam ettiği için 1928 yılında orada vefat eden İbrahim Rüştü Paşadır. Fatin Rüştü Galatasaray Lisesinden mezun olduktan sonra, Paris Politik Bilimler Enstitüsü ve Cenevre’de Hukuk tahsili yaptı. 1933 yılında Atatürk’ün değişmez değiştirilemez ve değiştirilmesi teklif dahi edilemez Dışişleri Bakanı Tevfik Rüştü Aras’ın kızı Emel hanım ile evlendiğinde nikah şahitlerinden biride Atatürk’tür. Bu evlilikten kızları Sevin 1936’da dünyaya gelir. Fatin Rüştü Zorlu’nun Dışişlerinde ki mesleki kariyeri 1932 de başlar. 1936 yılında Montrö Antlaşmasını imzalayan Türk delegasyonunda bulunur. Çeşitli kademelerinde bulunduğu Dışişlerinde 1952 yılında Büyükelçi makamında Türkiye’nin NATO daimi temsilcisi olur. 1954 yılında Adnan Menderes’in daveti ile aslında çok istememesine rağmen DP’den Çanakkale Milletvekili olarak meclise girer. İlk önceleri Başbakan Yardımcılığı ve Devlet Bakanlığı görevlerinde bulunduktan sonra. Fuat Köprülü’nün Dışişleri Bakanlığından ayrılmasından sonra 1957 yılında Dışişleri Baka nı olarak atanır. Bu Bakanlıkta özellikle Milli meselelerde çok atak, sert ve tavizsiz politikaları ile dikkat çekti. Özellikle Kıbrıs konusunda. O dönemde örgütlü bir şekilde (EOKA) Rumların Kıbrıs’ta Türklere karşı yaptıkları sonucu ölüm ve yaralanmalar ile sonuçlanan eylemlere karşı Türkiye’nin eli kolu bağlı bir şey yapamıyordu. Ada İngiltere’nin kontrolündeydi. İngilizler Rumların taşkınlık ve eylemlerine karışmıyordu. Ve adadaki Türklerin hem maddi hem de diplomatik olarak kendilerini savunacak bir durumları yoktu..

          Kıbrıs harekatı ile ilgili Ecevit, Erbakan, Turan Güneş, Rauf Denktaş ve Fazıl Küçük gibi pek çok
isim sayılabilir. Ama bana göre Kıbrıs’ın alınmasında en büyük kahraman harekattan yaklaşık 13 yıl önce darbeciler tarafından asılarak idam edilen Cumhuriyet tarihinin gelmiş geçmiş en iyi Dışişleri Bakanı olan Fatin Rüştü Zorlu’dur. Şöyle ki: Kıbrıs’ta Türkiye’nin garantör ülke olarak Uluslararası çerçevede müdahale hakkını kazanmasını sağlayan Zürih ve Londra konferanslarında hem uluslararası devletlerin, hem de kendi partisi ve kabinesindeki birçok kişinin karşı çıkmalarına rağmen her iki tarafa da diplomatik oyun oynamadan direkt rest çekip tabiri caizse “posta” koyarak bu hakkı kazandırmıştır.. İşte 1974 de ki harekat bu antlaşmalara dayandırılarak yapılmıştır. Kendisi ayrıca Kıbrıs’ta ki TMT (Türk Mukavemet Teşkilatını) kurdurup, İngilizlerin tüm engellemelerine karşı bir yolunu bulup bu teşkilata her türlü silah ve mühimmat yardımını yaptırmıştır.. Yassıada yargılamalarında da Celal Bayar ile birlikte darbecilere karşı
en dik duran kişidir. İdama giderken ada komutanı Tarık Güryay’a asılanların kaçıncısı oluyorum” diye sorar. Aldığı cevap ” Ne baştasın, ne de sonda” olur. Bunun üzerine Peygamberimizin bir hadisinden alıntı yaparak “hayrül umuri evsatuha” (Her şeyin hayırlısı ortada olandır) der. Bu arada abdestini almış, sonra takım elbisesi üzerinde, ayakkabılarını temizlemiş, saçını taramıştır…Dini telkin sırasında hocanın okuduğu dualardaki yanlışlarını da düzeltir. Darağacına geldiğinde cellada dönerek “oğlum ne titriyorsun. İlmik senin değil benim boynuma geçecek” dedikten sonra son sözleri “Allah memleketi korusun, haydi Allahaısmarladık” olur. Zorlu’nun ölümünden sonra üzerinden bir kağıdın iki yüzüne yazılmış farklı iki yazı ardır. Bir tarafında “Allah’ım hayırlısı ile selamete kavuşmamız, yüz akıyla beraatımı nasip eyle” diye yazar. Kağıdın diğer yüzünde Araf Suresi 79.Ayet yazılıdır. “Ey rabbimiz bizimle kavmimiz arasında adaletle hakiki ölçü olarak hükmünü ver. Sen hükümle sonuca varanların en hayırlısısın.“…

Bu şerefli ve namuslu kahraman devlet adamını Allah rahmet eylesin..

Murat KİRACI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir