Browse By

Monthly Archives: Ağustos 2020

AĞUSTOS AÇILIŞ

Sustukça büyüyenleri haykırmak için Ağustos Muştusu Ökkeş’in Heybesi bu ayki muştusuyla karşınızda. Soframıza oturup gönül çıkınındakileri bizle paylaşan dostları ağırlamanın heyecanı üzerimizde. Bize omuz verenlere, çorbada tuzu bulunanlara, emek verenlere, teveccüh gösterip takip eden okurlarımıza teşekkürü borç biliriz. *** Dudak çatlatan, susuzluğu arttıran, kalp çarptıran

KALIR

Tenezzül eyleme kul itibara Dünyada olanlar dünyada kalır Üç beş alkış için kalkma amuda An olur; nam, sanın gölgesi kalır Hak için ızdırap çekmeden daha Hayalin zahmetsiz çöldeki vaha Başını taşlara, dilini aha Vurmanın sendeki öznesi kahır Nedir bu hırs sende, nedir telaşın? Kırkı deviriyor

BU SIZI NEREYE DÜŞER

      Çocukluğumdayım. Yorgun bir semerin üstünde. Ayağım yere başım bulutlara yakın.  Bir rüya denizinin kıyısında. Sol yanımda çırpınan bir yüreği dizginleme telaşındayım.  Yazın müdavimi, köyün tiryakisiyim. Unutuluşun paslı dokunuşları tarafından esir alınan ama her hatırladığımda geçmeyen köz yaralarındayım.       Yazın gelmesiyle

HAİNE ZALİME CEHENNEM YETER

Gayeler başka, hedefler başka, Yüzyıllık hesap, planlar başka, Aynı dindenmiş sorarsan meğer, Tapılan putlar tanrılar başka. Senaryo aynı senarist başka, Karakter aynı aktörler başka, Perde adalet olsa da meğer, Kurulmuş tezgah tertipler başka. Sevgili aynı sevdalar başka, Söylemler aynı eylemler başka, Vatanperverlik taslarlar meğer, Düşlerin

KÖYÜMÜN BİR GÜNÜ 1968

      İlkin horozlar öter köyümde art arda. Horoz bir tane olmaz, çilli horoz, ibikli horoz, kırmızı horoz sadece bir kaçı. Horozların ötüşüyle çapaklanan gözlerimi yer yatağındaki yün yorganın altında açtığımda ıdırık kapıdan gelen su satırlarının sesi yankılanır kulaklarımda. Daha anamı görmeden bacadan yekinen,

SÜRGÜN

      Güneşli bir kış günüydü haberi aldığında.Karşılaşacağın şeyi bilmiyordun. Çok çıkmıştın bu yolculuğa yorgun yattığın uykularında. Uyanmak istiyordun, dev bir canavar saldırıyor, sırtını dayadığın duvar durduruyordu. Bitmiyordu, uzuyordu yollar bir an önce varmak istedin.       Bu üzgün kenti başka şehirler, başka

CEVAPLI SORULAR

I Söylesene ağbi hayatta çok ögesi eksik bir cümlenin öznesine hangi soru nasıl sorulurdu? kaymak üzere olan bir yıldızın kaymaması için kaç dilek gerekirdi kaç dua, kaç münacat? tutamamanın diyetini yıldızı sahiden, gir(e)mediğimiz yaşlarımızla mı öderiz? söylesene ağbi, hangi makamda okunur yazgısı kaderin? ve ağbi

HUZURUN BAŞKENTİNDE HİSSEDİLENDİR

Kalabalığın hınca hınç Sessizliğin had safhada olduğu bir yerdeyim İçeri girişimle birlikte Suskunluklarıyla çok şey anlatanların karşıladığı Kuş cıvıltılarıyla, Çiçeklerin ve ağaçların dallarıyla Babamın toprak kokusuyla sessizce selamlaması Benim içimin kanayarak baba deyişim Ve tekrar toprak kokusu Derdimi anlatışım İçimin kan ağlaması Her şeyime rağmen