Browse By

UFAK BİR ŞEHRİN UFUKTAN GÖRÜNÜŞ MİSALİ

 

 

 

I.

gün doğmadı henüz
hayallerim kırık
düşlerim paramparça
karanlıklar değil bana
sana bile karanlık
kaldı ki aydınlık olsun
sokaklar ayak izimle büyüyor
adını ezberliyor kalemim
ve durmadan yazıyor
lambalar güneşten sıcak
bu gece de yanıyorum onlara
ilk günkü gibi
dokunarak
onu heceliyor dillerim
“çok-kö-tü-yüm”
inanma bana
gerçekten
uzak bir yaşam sürüyorum
ben
şiirlerimi ağaca asan
adamın tekiyim
bu gece de üşüyorum
yanmak bir donmak bir kere
bu gece de düşü-nü-yorum
onu
kalem kelama (dön)üşürken
ellerim titriyor kağıda karşın
yazamıyorum
çünkü ben
şiirlerimi okumayan
adamın tekiyim
içimde bir nefret –şiire karşı–
şiir de benden tiksiniyor olacak
kafiye uyduran şair bilir misin desem
bilmem dersin öyleyse sus
çünkü karanlık yüzlü adamların kibrini
nur yüzlü yarların ise güzelliğini
resmeder şiire şair dediğin şahıs
geldiğin yolun berisinde
gün doğmadı henüz
sokak lambaları
hemşerileri olan sokak köpeklerinin
alnından öper şimdi
uyuz kuduz ölü bir şehirde
seslerini yutup
kan ağlar içinde

 

II.

ses kanı da yutmuştur şimdi
tabi orası kesin
evladını yitirmiş bir baba gibi
inliyor içten içe bu ufak şehir
sorar mı bak sordu işte
“neden?” sormasın ki
filmlerde adam öldürmek
çocuk oyuncağı nasılsa
peki dünya söylendiği gibi basit mi
öyle olsaydı kimse yazmazdı
dinleme beni demiştim
dinledin peki neden
sen kara yılan olmuşsun
ama zehirsizsin besbelli
ince bir hat örüyorum boynuna
erkeksen hadi çal zilini
peki ya kadınsan
ey kadınım demem sana
ki benzemesin yazdığım şiir nazıma
benziyorsa rose garden olayım
senin için
besleme şiir yaz, sal beni
kafam dağınık
zihnim allak bullak
duyamıyorum söylediklerini
vira bismillah..
onun için çekiyorum besmelemi
soul dedim mi pişman ettirme beni
bana duyduğunu hissediyorum
abhorrence cümleleri kullanıyorsun hayatında
ki ağzıma bile alamıyorum zorlama beni

 

III.

derdimden anlayan bir adam varmış
[(kim), (o?)] bilen var mı dedim
yedi köyden kovdular beni
neymiş efendim laftan anlamıyormuşum
[(şarj)im] bitti doldur beni
istiklal caddesinde yapayalnız bırakıldım
hacia sofiada ayin yapılmış
namaz kılınmış
bunu hayra mı yormalıyım
çünkü gök kubbenin üstü nurlu
altı karanlık bir bölge
sonradan karartılmış
yobaz(!)ların savaşı için
karartma kararı alınmış
bir ebabil sürüsü daha bekliyoruz dostlar
bunu hayra yormalıyım
hacia sofia açıldı çünkü
vira bismillah dedi açan bir kez daha
aminler yükseldi imzalardan
karanlıktan öte aydınlığa
bilet parası yetmiyor ama
niye bekliyoruz diyor insan(cık)lar
sokaklar ayak uyduramıyor teknolojiye
adımı kazıya kazıya kırılıyor kalemim
hayır.. karanlıktan öte aydınlığa
bilet parası yetmiyor
ve mürekkep bir deprenişle
kendinden geçip hasbihal ediyor toprakla
adını ezberliyor kâğıdım
param-parça(lanıyor)
ufak bir şehir dağlardan
ne de güzel görünüyormuş Ufuk-Tan

la havle vela guvvete illa billaah..

 

Enes GÜRBÜZ

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir