CİNS PORTRELER

Browse By

Önce bir girizgâh ile başlayalım sonra konuya geçeriz. Yaklaşık 30 sene önce lise sıralarında tanışıp birbirlerine “Kültürdaş” diye hitap eden iki arkadaştık. Bulunduğumuz okul ve çevreden farklı, sıradışı ilgilerimiz ve heveslerimiz vardı. Şiire Edebiyata, Tarihe, Coğrafyaya meraklıydık. Bazen aramızda tatlı iddialaşmalar olurdu. Hatırlıyorum bir keresinde İskoçya’nın başkenti neresidir diye ciddi ama tatlı bir inatlaşmamız olmuştu kim kazanmıştı hatırlamıyorum. Bir keresinde de o dönemin ünlü Futbol takımı Milan’ın ön adının AC-FC  mi olduğu hakkında ciddi bir iddiamız olmuştu. Bunu kaybetmiştim biliyorum. Aslında kimilerine göre basit veya önemsiz böyle konular ile ilgili bile ciddi araştırmalar yapıyorduk. Yine o yıllarda radyoda  yanılmıyorsam ismi “Gönül Penceresinden” isimli kısa ömürlü bir şiir programı yapmıştık. Daha sonralarda “Kültürdaş” idealleri doğrultusunda devam etti ve o konularda belirli mesafe kaydetti. Mesela olumlu eleştiriler aldığı bir öykü kitabı yazdı vs. Şimdi de bu e- dergi girişimi. Ben onun gibi idealleri peşinden koşan bir adam olmadım ama bana bu dergi ile ilgili bir şeyler yazabilir misin dedi. Daha önce hiç böyle bir platformda bulunmadığım halde böyle hayırlı işlere omuz vermenin iyi bir şey olduğunu düşünerek Ahmet Şevki ŞAKALAR kardeşimin çağrısına icabet ettim. Karınca kararınca katkımız olursa ne mutlu bana.. Şimdiden ne kadar sürç-ü lisan ettiysek affola..

 

Ve VİRA BİSMİLLAH

Şair ve yazarların hemen hepsi sıra dışı adamlardır. Ve öyle yaşarlar. Normal değildirler. Bir yerden mi duydum, kendim mi uydurdum bilmiyorum ama şairler sanki bu dünyaya ait değillermiş gibi gelir. Belki onları farklı kılan özellik de budur. Yaşamları, şiirleri ve ölümleri ile şöyle düşündüğümde dünya edebiyatında:  kıskançlık yüzünden bir Fransız subayı ile düelloya tutuşan ve sonucunda hayatını kaybeden Puşkin, Puşkin’in ölümü üzerine “şairin ölümü” şiirini yazan ve bir rivayete göre Puşkin’in düello yaptığı Fransız subayla yaptığı düello sonucu daha 27 yaşında hayatını kaybeden Lermantov, romanları ile tanınsa da Anabell Lee gibi bir şiiri dünya edebiyatına kazandıran, sefalet ve yokluk içinde yaşayan, alkol bağımlılığı da had safhada olan, ölüm nedeni bile tam anlaşılamayan Edgar Allen Poe, İspanyol iç savaşında Diktatör Franco’nun adamları tarafından ilk öldürülen kişilerden olan meşhur İspanyol Şair Lorca ve bileklerini kesip kendi kanıyla en son şiirini yazan (“Hoşça kal arkadaşım”) ve Leningrad’da bir otel odasında kendini asarak intihar eden Rus şair Sergei  Yesenin ilk aklıma gelenler. Bizde ise hemen ilk aklıma gelenler: Tahta kurusu dolu bir evde sirozdan vefat eden ve cenazesi kimsesiz kaldırılmak üzereyken birkaç üniversite öğrencisi tarafından tesadüfen öğrenildikten sonra   büyük bir  kalabalık tarafından kaldırılan Milli Şairimiz Mehmet Akif, hiç sevmediği Ankara’da bir çukura düşmesi sonrası hayatını kaybeden Orhan Veli, yaş 35 yolun yarısı deyip 47 yaşında ölen Cahit Sıtkı, Bedri Rahmi Eyüpoğlu, Cemal Süreya, Ümit Yaşar Oğuzcan, Ahmet Erhan, vs. Bu örnekler çoğaltılabilir. Ancak bence Türk şiirinin en sıra dışı isimlerinden biri belki de birincisi Cahit Zarifoğlu’dur … Lisede Edebiyat dersinden bütünlemeye kalan, Üniversiteyi 10 senede bitiren, yaz tatillerinde bir kayıkçının yanında çalışan, bir şairin asla yapmayacağı güreş sporunu yapan, planörlük sevdası, Avrupa’yı otostop yaparak dolaşması, Necip Fazıl’ın karşısında bile dik durabilmesi, Cemal Süreyya’ya Fransa’da yaşadığı dönemde Türkiye’ye döndüğünde aynı bekar evinde kalmak için yazdığı teklif mektubu, derinlikli şiirlerinin herkes tarafından anlanmadığı söylendiğinde “ben buzdağının görünmeyen kısmına şiir yazıyorum” diye cevap veren, Çocuklar için  öyküler, kitaplar yazan, resimler çizen, hızlı yaşayıp genç denebilecek bir yaşta ölen, bir fenomen, bir kalıba sığmayan, tarz sahibi, ne ikinci yenici, ne beş hececi, ne kafiyeci bir tuhaf adam, 7 güzel adamın fiyakalısı, en güzeli, en deli dolusu  olan ACZ geldi geçti bu dünyadan. Bıraktığı izler ile birlikte, Gök kubbede hep hoş bir sadası olacak, baki kalacak. Allah rahmet eylesin…

Murat KİRACI

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir