Browse By

“ZENGİNLER SAFTIRLAR, GÜCENMEZLER, BURUŞMAZLAR”

Parasite yakaladığı başarı ile 2000’li yılların başarılı yapımlarından biri. Dergimizin ilk sayısı vesilesiyle sizlerle başarılı bir yapıtın satır aralarını konuşmak için seçtim. Filmle ilgili yönetmen Bong Joon-Ho “Senaryoyu yazarken iki saatlik bir filme aktaramayacağım kadar çok fikrim vardı. Daha fazla süreye sahip olsaydım bu hikayeleri anlatabilme yetisine sahip olabileceğimi biliyordum”, diyor  (Kaynak NTV). Biz de bunun üzerine emin ellerde meydana gelen bir yapıtın ayrıntılarına eğiliyoruz. Hikaye ve senaryosu da Bong Joon-Ho’ya ait olan film 2 saat 12 dakika sürüyor. Film ile ilgili diğer detayları ise şöyle sıraladım;

Parasite, katıldığı festivallerle başarısını kanıtlamış 2019 ve 2020 yıllarında sıkça anılan ve izlenen filmlerin başında geliyor. Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye kazanan, SAG’da 6 ayrı dalda (Yabancı Dilde En İyi Film ödülünü kazanan; En İyi Film, En İyi Uluslararası Film, En İyi Yönetmen gibi ana kategoriler ile En İyi Prodüksiyon Tasarımı, En İyi Orijinal Senaryo ve En İyi Kurgu) ödül kazanırken; 2020 Oscar Ödülleri’nde de 6 dalda aday gösterilip bunların 4’ünü kazanarak geceye damgasını vurmuştu. Ayrıca Oscar ile ilgili olarak tarihte ilk kez İngilizce olmayan bir yapım bu ödülü kazanarak da bu alanda bir başka başarıya imza attı. Başarının sonuçlarını ve filmle ilgili detayları gelin birlikte inceleyelim.

Parasite, herhangi bir tür ya da sınıfa örnek verilemeyecek, herhangi bir kategori içerisinde incelenemeyecek türden bu film. Film içerisinde her ne kadar toplumsal sınıfların temsilcilerini konu alan karakterleri işlese de, ben filmi herhangi bir sınıfa koyamadım. Film iki aile etrafında dönüyor. İlk sahne ile birlikte asıl kahramanlarımızla tanışıyoruz. Kim ailesi, bodrum katta yaşayan çekirdek bir aile. Geçimlerini pizza kutusu katlayarak geçirirler. Diğer yanda ise zenginliklerinin sınırlarını göremediğimiz Park ailesi. Toplumun iki farklı sınıfını bir araya getiren olayların başlangıcında ise Kim ailesinden Kim Ki Woo karakterinin yine üst sınıfın bir temsilcisi olan ve yurtdışına çıkacak arkadaşının Park ailesine İngilizce öğretmeni olabileceği teklifiyle başlar. Bu teklifi yapmadan öncede hediye edildiği aileye bereket getirecek olan bir mucize taşı hediye eder. Bu bağlantı filmin ilerleyişi hakkında besleyici bir tüyodur. Ki Woo, Park ailesinin biricik kızına İngilizce öğretecek, bu iş karşılığında dolgun bir ücretle ödüllendirilecektir. Bu arkadaşın elinde okuldan çok daha iyi arkadaş önerebilecekken, neden Kim Woo olduğu sorusunun cevabı ise, güven problemidir. Park ailesinin kızına üniversiteye geçtiği yıl çıkma teklif edecek olan bu arkadaş Kim Woo’ya güvenir, çünkü onun aklında kızı elinden almak asla geçmeyecektir. Alt sınıfın tek derdi geçim sıkıntısıdır, bununla meşgul olan biri de eğlence ve zamparalığa vakit ayıramayacak kadar meşguldür. Burda bir parantez bunun yanı sıra toplumsal sınıfların gönül ilişkilerinde de bir araya gelemeyeceği yatmaktadır. Kim Ki Woo, Park ailesi tarafından “güçlü referansı” dahilinde kabul görür ve çalışmaya başlar. Bu süreç ilerledikçe de geçimini zor sağlayan ailesine iş imkanı sağlar. Park ailesine önce kız kardeşi evin küçük çocuğunun sanat terapisti olurken babasını da çeşitli entrika ve oyunlarla ev sahibi iş adamının şoförü konumuna getirirler. Sırada son iş olarak anneyi de hizmetçi olarak eve dahil etmektir, bunu da başarırlar. Burdan itibaren azılı bir suç çetesi filmi mi izleyeceğiz diye düşünürken filmin içinde işlenen metaforik vurgularla hikaye farklı bir boyuta evrilir. Kim ailesinin artık ailenin içine sızarak yaşamaya başladıkları hayata tanıklık ettiğimiz anlar boyunca filmin isminin nereden geldiği gözlenebilecektir ancak fakir ailenin zengin aileye mi parazit olduğu yoksa zengin ailenin mi fakir aileye parazit olduğu konusunda bir açıklık mevcut değildir. Kim ailesinin yakaladığı konfor ise evin bodrumunda yaşayan bir aile tarafından baltalanır. (Bu ayrıntı filmde gizli)

Park ailesinin kampa gitmesiyle Kim ailesinin evin içindeki hareket alanları da genişler, böylece evi diledikleri gibi kullanmaya başlarlar. Bu sahne içerisinde Ki-Taek’in “Şimdi burada yaşamıyor muyuz. Oturma odasında oturmuş içkimizi içiyoruz” deyip keyiflenmesi anne Chung-Sook’un ağzından kullanılan hamam böceği metaforu ile yarıda kalır. Devamında anne Park ailesinin kapıdan girer girmez kendilerinin hamam böceği gibi sağa sola kaçışacakları, kanepelerin altlarına gireceklerini, bunun tıpkı evlerinde karanlık bir odada ışık yakıldıktan sonra hamam böceklerinin kaçışmasına benzetmeleri ortamda buz gibi bir etki bırakır. Ne kadar haklı olduğu da Park ailesinin birkaç dakika sonra eve gelişiyle kanıtlanır. Anne dışında ailenin kalan üyeleri kendilerini içki içtikleri masanın altında bulurlar. Dikkat çeken bir başka noktadan biri ise teknolojik aletin bir silah gibi kullanılabileceği gerçeğidir. Bununla ilgili detay evin bodrum katında yaşayan “parazit”lerin ifşası sonrası Kim ailesinin foyasının ortaya çıkmasında yatmaktadır. Diğer dikkat çeken ve can sıkan metafor ise kokudur. Bunun ilk olarak Park ailesinin küçük oğlu  farkına varır. Evde Kim ailesinden herkesi koklar ve hepsinin de aynı koktuklarını ifade eder. Bu da her iki sınıf hakkındaki uyum sorunundan, kötü koku alt sınıf ile bütünleştirilirken filmin finaline de damgasını vuracaktır.

Filmde zaman zaman iki toplum arasındaki uçurum görsel planlarla sergilenir. Özellikle karakterler uzun merdivenler tırmanılar. Kim ailesinin evi bodrum kattadır. Gün yüzüne çıkmak için uzun bir merdiveni tırmanarak sınıf atlarlar. Filmin finali ise “katliam” temalı bir doğum günü partisine sahne olur. Park ailesinin babası Kim ailesinin babasının pis koktuğunu hatırlatarak son damlayı taşırıyor. Alt sınıfın üzerinden atamadığını belirttiği bu kötü koku Park ailesinin babasının sonunu getirecektir.

Film genel hatlarıyla değerlendirildiğinde, sağlam bir zemine kurulan hikayenin özenli bir kurguyla ortaya çıktığı düşüncesini veriyor. Sınıf atlayarak yükselen bir ailenin ayrı ayrı karakter olarak alçalmasını da, zengin ailenin hiçbir iş bilmemekle bocalayan ve parazit olabilecekleri algısını da izleyicisine sunuyor.

Ömer Faruk ASLANTÜRK

Fotoğraflar kaynak: https://www.imdb.com/title/tt6751668/?ref_=ttmi_tt

3 thoughts on ““ZENGİNLER SAFTIRLAR, GÜCENMEZLER, BURUŞMAZLAR””

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir